ücretli reklam

Toplum İstanbul Sözleşmesinin iptali için somut adım bekliyor

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Toplum İstanbul Sözleşmesinin iptali için somut adım bekliyor
Abone ol
Araştırmacı-Yazar Burhan Bozgeyik, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere toplumun inancına ve değerlerine uymayan sözleşmelerin kanser hastalığı gibi aileyi içten içe çökerttiğine dikkat çekti.

Toplumun değerlerini ve aile yapısının temellerine dinamit döşeyenlerin işini kolaylaştıran İstanbul Sözleşmesi’nin neden olduğu boşanmalar, ahlaki yozlaşma her geçen gün büyüyen bir sorun haline geldi.

Özellikle "Cinsiyet eşitliği" adı altında toplumu içinden çıkılamaz bir sıkıntının içine çeken sözleşmeye ilişkin tepkiler her geçen gün artarken, bu konudaki ısrarlı tepkilere rağmen her hangi bir somut adım atılmaması kamuoyunun tepkisine neden oluyor.

Yürürlükte olduğu günden bu yana ailenin temeline dinamit koyan İstanbul Sözleşmesi’ne gösterilen tepkilerin dikkate alınması gerektiğini belirten Bozgeyik, hükümetin bu konuda artık somut bir adım atması gerektiğini söyledi.

“Ülkemize zarar veren sözleşme ve anlaşmalardan vazgeçmeliyiz”

Yaklaşık 100 yıldır Avrupa tarafından Türkiye’ye çeşitli sözleşme ve anlaşmaların dayatıldığına dikkat çeken Bozgeyik, “Türkiye 27 Aralık 1949 tarihinde ABD ile ‘Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma’ adıyla bir ikili anlaşma imzaladı. 71 seneden beri bu komisyon hiç değişmiyor. Hiç kimse de bu komisyona dokunmuyor, değiştirmiyor. Yine Lozan Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre bizim menfaatlerimize aykırı pek çok hüküm var. Tarihimizde anlatılması anlaşılması çok zor birçok hadise var. Bu İstanbul Sözleşmesi de bana göre bunlardan bir tanesidir.” dedi.

“İstanbul Sözleşmesi’nin tahribatı gözler önünde, artık yuvalar yıkılıyor”

İstanbul Sözleşmesi’nin tahribatının artık gözle görülür hale geldiğini belirten Bozgeyik, “İstanbul Sözleşmesi’nin tahribatı gözler önünde, artık yuvalar yıkılıyor. Hazreti Lut'un kavmi bu pis fiili gizliden yapıyordu. Şu an ise açık yapılıyor. Sosyal medyada iğrenç görüntüler servis ediliyor ve kimse de buna müdahale edemiyor. Bu durum bizim neslimizin ahlakını tahrip ediyor. İstanbul Sözleşmesi’nin zararlı olduğu görülüyor. Bu sözleşme bize uyumuyor. Cumhurbaşkanımız da İstanbul Sözleşmesi’nin zararlı olduğunu ve bu sözleşmenin değişmesi gerektiğini söylüyor. Sürekli gündeme geliyor. Fakat belli bir süreden sonra tekrar İstanbul Sözleşmesi konusu gündemden düşüyor.” ifadelerini kullandı.

“İstanbul Sözleşmesi bir bomba gibi içimize atıldı”

Ailenin toplumun ve devletin temeli olduğunu söyleyen Bozgeyik, "Aile olmadığı zaman toplumda huzur olmaz. Sağlıklı toplum olmaz. Toplum sağlıklı olmayınca da devlet sağlıklı olmaz. Devletin sağlıklı ve huzurlu olması için öncelikle ailenin huzurlu ve sağlam olması gerekiyor. Görüldüğü gibi bir sıkıntı var. Kanser mikrobu gibi bir mikrop var. İstanbul Sözleşmesi bir bomba gibi içimize atıldı ve ailemizi tahrip etmeye, parçalamaya başladı. Her geçen gün tahribat arttı ve artıyor.” şeklinde konuştu.

“Toplumun temeli hayâya dayalıdır”

Hiç kimsenin bu topluma aileyi tahrip eden bir sözleşmeyi dayatma hakkının olmadığını belirten Bozgeyik, “Bu sözleşmeyi müdafaa edenler ile aramızda manevi değerlerimiz ve inanç yapılarımızla ilgili bir görüş ayrılığı var. Elhamdülillah Müslüman’ız, bu toplumun yüzde 99'u Müslüman’dır. İslam dininde temel olan esas iffettir, hayâdır. ‘Hayâ imandandır’ hadisi şerifi bunu ortaya koyar. Hayâ imandan bir parçadır, hayâ olmayınca iman sarsılır. Dolayısıyla toplumun temeli hayâya dayalıdır. İstanbul Sözleşmesi’ne baktığımızda hayâ ile ilgili bir problem yok. İstanbul Sözleşmesi hayâ perdesini bütünüyle atmayı hedefliyor.” diye konuştu.

“İstanbul sözleşmesi sadece aileyi yıkmakla kalmıyor, toplumu da yıkıyor”

İstanbul Sözleşmesi’nin aileyi tahrip ettiği gibi toplumu da ahlaki açıdan tahrip ettiğine dikkat çeken Bozgeyik, şunları söyledi:

“Biz Müslüman’ız dinimize göre harama bakmak doğru değildir. İslam dini gözünü haramdan sakın diye bize emirde bulunuyor. Allah harama bakmayı yasaklamıştır. Bundan dolayı hesaba çekileceğimizi Kur’an-ı Kerim'de açıkça beyan etmiştir. Maalesef insanlar denize girdikleri kıyafetlerle sokakta da dolaşıyor. Bu da aslında neslimizin ahlaki anlamda geldiği boyutu gösteriyor. Bu tehlikeli bir durumdur. Yani İstanbul sözleşmesi sadece aileyi yıkmakla kalmıyor, toplumu da yıkıyor. Yetkililerden İstanbul Sözleşmesi’ne bir el atmasını istirham ediyoruz. Çünkü neslimiz perişan oluyor. 3-5 sene sonra neslimizin bu hali ne olacak diye düşünüyoruz. Gençlerimiz artık yuva kurmaktan imtina eder oldu. Çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin tanıdığı birtakım haklar var. Evlenen çiftlerin 3-5 ay sonra yuvaları dağılıyor ve evlilik antlaşması bitiyor. Gençlerimiz bu şekilde perişan olmaya başladı. Dolayısıyla gençler artık evlenmekten çekiniyor.”

“Aileler arasındaki problemler sulh ile çözülür”

İstanbul Sözleşmesi’nin aksine İslam dininde eşler arasındaki problemlerde sulhun önerildiğini ifade eden Bozgeyik, “Bizde evlilik nikâh akdi ile olur. Nikâh olmadan evlilik İslam inancına göre gayri meşrudur. İstanbul Sözleşmesi nedeniyle nikâh akdi olunca da birçok sıkıntı oluyor. İstanbul Sözleşmesi’nin tanıdığı haklara göre, eğer erkek kadına sert bir söz söylemişse ve kadın şikâyetçi olursa erkek 6 ay evden uzaklaştırma cezası alabiliyor. Bu cezayı alan erkeğin kalbi eşine zor ısınır. Hâlbuki İslamiyet’te tartışmadan sonra sulh öneriliyor. Ayet-i kerimede ‘Sulh-u hayır’ evlilik ile ilgili sulh hayırlıdır, diyor. İslamiyet’te her zaman için evlilik müessesesinde sulh esası olur. Asırlar boyunca evlilik müessesesi böyle güzel bir şekilde devam etmiş. Her ailede sıkıntı olabilir, insanlık halidir.  Ama büyükler, yakınlar ve komşular araya girerek evin erkeğine ve hanımına nasihat edip o aile ayakta tutulmuştur. Çocuklar sefil perişan olmamıştır.” dedi

“Aile müessesesine acilen sahip çıkılması lazım”

Ailenin yıkılmasında en büyük mağdurların çocuklar olduğuna dikkat çeken Bozgeyik, “Yuva dağılınca bunun en büyük tahribatını çocuklar çekiyor. Ruhu zedelenen bir çocuk yarın memleketimize, devletimize ve halkımıza faydalı olamaz. Çünkü annesi ve babası ayrılmış bir çocuk onun ıstırabını ömür boyu taşıyor. O ruhundaki tahribat bir türlü dinmiyor. Aile müessesesine acilen sahip çıkılması lazım. Çünkü hem memleket hem devlet hem millet hem de bizim doğrudan inancımızı ilgilendiren bir meseledir.” ifadelerini kullandı.

“İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmelidir”

İstanbul Sözleşmesi’nin tahribatını gören birçok ülkenin kabul etmediğini veya iptal ettiğini ifade eden Bozgeyik, “Macaristan ve birçok ülke bu sözleşmeyi reddetti. Rusya bile reddetti. Rusya erkek erkeğe olan münasebetleri savunan derneklerin faaliyetlerini yasakladı ve onlar hakkında ağır müeyyideler getirdi. İstanbul Sözleşmesi’ni birçok Avrupa ülkesi bile reddetti. Biz bağımsız bir ülkeyiz. Bizde İstanbul Sözleşmesi’ni reddedebiliriz. Evet, bir anlaşma yapılmıştır, zararını gördük şimdi de ‘vazgeçiyoruz’ diyebiliriz. Biz yetkililerden bunu bekliyoruz.” diye konuştu. (İLKHA)

Anahtar Kelimeler:
İran yapımı Covid-19 aşısı 2-3 hafta içinde insan denemelerine girecekÖnceki Haber

İran yapımı Covid-19 aşısı 2-3 hafta içi...

Bölgesel gelişmeler ve ekonomik kriz Filistin ulusal birliğini zorunlu kıldıSonraki Haber

Bölgesel gelişmeler ve ekonomik kriz Fil...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar