Başo: PYD/PKK Kürd bölgelerini boşaltmak istiyor

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Başo: PYD/PKK Kürd bölgelerini boşaltmak istiyor
Abone ol
Suriye’de PYD/PKK’nin siyasetinden birinin Kürd bölgelerini boşaltmak olduğunu söyleyen Suriye Kürdlerinden Doktor Ethem Başo, Kürdlerin PYD/PKK’den razı olmadığı için başka bölgelere göç etmek zorunda kaldıklarını belirtti.

Suriyeli Kürd Siyasetçi Doktor Ethem Başo, Suriye’de Kürdlerin yaşadığı sorun ve sıkıntılar, Kürdlerin mevcut durumu, PKK/PYD sorunu, bölgedeki Arap aşiretlerin durumu, Yeni Suriye Anayasası çalışmaları, ENKS ile PYD/PKK arasındaki görüşmeler, Türkiye’nin Suriye’deki durumu gibi önemli konulara ilişkin İLKHA’nın sorularını cevapladı.

Suriye’deki tarafsız Kürdlerin hem örgütler hem de devletler tarafından büyük bir zulme uğradığını ifade eden Başo, Suriye’deki herkese PYD ve PKK’li gözüyle bakıldığını, bu nedenle oradaki Kürdlere zulmedildiğini vurguladı.

PKK/PYD’lilerin Suriye’deki en büyük siyasetlerinden bir tanesinin de Kürd bölgelerini boşaltmak olduğuna dikkat çeken Başo, baskıya uğrayan Kürdlerin kendilerinden razı olmadıkları için bulundukları yerlerden ayrılıp başka yerlere göç etmek zorunda kaldıklarını kaydetti.

Başo, Amerika’nın da düşünüldüğü gibi Kürdleri savunmadığını, bölgede sadece kendi menfaatini düşündüğünü, şu ana kadar PYD ile siyasi bir işbirliğinde bulunmadığını, sadece askeri anlamda YPG’yi kendi menfaatleri doğrultusunda paralı asker olarak kullandığını ifade etti.

Bölgedeki Arapların da eskinden beri Kürdler ile ilişkilerinin olduğunu dile getiren Ethem Başo, fakat şu anda Arapların ikiye bölündüğünü, bazılarının PYD ile ilişkilerinin olduğunu, bazılarının ise rejimi desteklediğini belirtti.

Hem Suriye’de ve hem de Avrupa’da PYD ve ENKS arasında bir anlaşmanın gerçekleşmesi için çok sayıda toplantı yapıldığını fakat ABD ve İngiltere’nin bile destek vermesine rağmen olumlu bir sonuç alınmadığını ifade eden Başo, PYD ve ENKS’nin birleşmesine sıcak bakılmadığını söyledi.

Türkiye’nin de ENKS’nin PYD ile ilişkisinin olmasını istemediğine işaret eden Başo, bunun sebebinin ise Türkiye’nin PYD’yi PKK’nin uzantısı olarak görmesinden kaynaklandığını dile getirdi.

 

PYD’nin kontrolündeki bölgelerdeki ekonomik ve eğitim konusuna da değinen Başo, Abdullah Öcalan felsefesini okullarda öğrettiklerini belirtti. Çok sayıda bölgedeki petrol kuyularının PYD’nin elinde olduğunu vurgulayan Başo, Kürdlerin petrol gelirlerinden hiçbir fayda görmediğini, kimsenin petrolün nereye gittiğini bilmediğini söyledi. Başo, Kürd bölgelerinde kış geldiğinde mazot olmadığı için halkın tahta ve ağaçlarla ısınmaya çalıştığını sözlerine ekledi.

Türkiye’nin kontrolüne geçen bölgelerdeki duruma ilişkin de konuşan Başo, oralarda yaşayan halkın yaşananlardan razı olmadığını söyledi. Halkın topraklarına, mallarına el konulduğunu iddia eden Başo, zenginlerden ise fidye istendiğini ileri sürdü.

Her yönüyle bölgede yaşananları anlatan Ethem Başo ile yaptığımız röportajın tamamı şöyle:

-Ethem Başo Kimdir? Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Teşekkürler. Selam ve saygılarımı size ve değerli izleyici ve dinleyicilerinize arz ederim. Ben Dr. Ethem Başo. Aslen Kobaniliyim. 80'li yıllardan bu yana siyaset yapıyorum. Bu zaman zarfının önemli bir kısmında Kürdi partiler içerisinde bulundum. Kurdî partiler içerisinde politbüro seviyesine kadar bulundum. Şu an karşınızda bağımsız bir kişilik olarak bulunmaktayım. Yine de kendi halkım ile ilişkilerim devam ediyor. Suriye'de eğitim aldım. Moskova'da da tıp eğitimimi tamamladım. Kısaca bunu söyleyebilirim ki Kürd bir doktor olarak burada halkımın içinde çalışıyorum.

“PYD bölgede devrime karşı çıkıyordu”

-Suriye’de anayasa çalışmaları ve Kürdlerin bu çalışmalarda temsil edilme meselesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Suriye devrimi 2011 Mart ayında başladı. Kürdler o tarihten önce de rejime karşı ayaklanmıştılar. Suriye Kürdistan’ı ayaklanması 2004'te Kamışlı da başlayıp Şama kadar yayıldı. 2004 ve 2011’de meydana gelen gelişmeler ve olaylar neticesinde Kürdlerin üzerindeki korku kalktı. Kürdler gibi Araplarda ayaklandılar. Ve sonuç olarak Arap baharı başladı. Devrimden önce Kürd bölgelerinde iki güçlü siyasi güç oluşmuştu. Bir tanesi ENKS idi, diğeri ise askeri güçleri ile PYD ve onlarla beraber olanlardı. ENKS’nin Dera, Halep, Hama ve Humus gibi yerlerde diğer Suriye devrimine katılan kişilerle ilişkileri vardı. Aynı şekilde uluslararası ilişkileri de mevcuttu. Fakat diğer güç yani PYD’nin, rejim ile ilişkisi vardı ve rejimi destekliyordu. Suriye’deki muhalifler bazı Kürdlere güveniyordular fakat bazılarına da güvenmiyordular. ENKS onlarla beraber oldukları için onlara güveniyordular. Yürüyüşlerde Kürd bölgelerinde ENKS onlara destek veriyordu. Fakat diğer güç olan PYD bölgede bu devrime karşı çıkıyordu.

Suriye’deki Arap muhalifler arasında Kürdler de yer alıyordu. Yani o muhaliflerden bir parçaydı. Kürdler de ENKS vb. bağımsız oluşumların adı altında Suriye’deki muhaliflerin arasında yer alıyordu. Uluslararası konularda Kürdler de onlarla beraberdi ve onlarda Cenevre’deki toplantılara katılıyordu. Ve o toplantılarda Kürdlerin aktif bir rolleri de vardı. Yeni anayasa komitesi için muhaliflerden 150 kişi seçildi. 550 kişiden oluşan heyetin 50’si devlet, 50’si muhalif ve 50’si uluslararası temsilcilerden oluşuyordu. Sonra o sayıyı 45 indirdiler. Onlar Suriye yeni anayasası hakkında görüşeceklerdi. O komite de Kürdler de vardı. Sonra sayıyı 15’e indirdiler. Kürdler o komitede ENKS adı altında yerlerini aldılar. Yapılan görüşmelerde ENKS verilen kararlar da Kürdlerin haklarını talep ediyordu. Eğer Kürdlerin hakkı verilmez ise Suriye’de ilerleme ve iyileşme olmaz.

“Suriye’de öncelikli sorun yeni anayasa değil”

Suriye’deki çalışmalar iki şekilde oldu. Biri barışçıl bir şekilde diğeri ise silah, savaş ve öldürme ile. Silah ve savaş yöntemi sadece İdlib bölgesinde gerçekleşti. Diğer yerlerde ise şu anda çalışmalar politik olarak devam ediyor. Suriye’de karar sahibi olan ülkeler ile görüşmeler gerçekleşiyor. Bu ülkeler arasında, Türkiye, Suudi, Ürdün, Mısır gibi ülkeler var. Aynı şekilde Amerika, Rusya, Fransa gibi Avrupa ülkeleri de vardır. Avrupa ve Amerika hükumetin Beşar Esed’in elinden çıkıp halk tarafından kabul edilen Beşar dışındaki geçici hükümete verilmesini istiyor. Yani rejimin gitmesini istiyorlar. Fakat bazıları da bunu istemiyor: İran ve Rusya gibi. Bu ülkeler Beşar rejimine destek veriyor ve kolay kolay gitmesini istemiyorlar. Bazıları seçimlerin gerçekleşmesini istiyor, bazıları Beşar’ın gitmesini. Burada İran, Rusya, Amerika ve Suriye muhalifleri arasında fark var.

“Arap aşiretleri Suriye devriminden önce Kürdlere yardım ediyordu”

- Suriye’deki Arap aşiretleri ve Kürdler arasında olan ilişki ne durumdadır?

Arap aşiretleri Suriye devriminden önce Kürdlere yardım ediyordu. Hatırlıyorum, devrimden önce Arap aşireti olan Şemer Şeyhlerinden Hadi Deham, Başkan Mesut Barzani oraya geldiğinde 60 koyun kesmişti ve demişti ‘Eğer Allah’tan korkmasaydım senin için insan keserdim.’ Aynı şekilde Irak Kürdistan’ında Barzani tarafından gerçekleştirilen Eylül Devrimi’nde bu Arap aşireti Barzani’ye yardıma da gitmişti. Hatta bir zamanlar Suriye’de yağmur yağmadığı için Kürdistan yönetimi hayvanlarını otlatmaları için onlara kapılarını açmıştı. Dediğim gibi Arapların eskinden beri Kürdler ile ilişkileri vardı. Fakat şu anda diyebiliriz ki Araplar da ikiye, hatta 3 gruba bölünmüşler. Bazılarının Kamışlı kantonunda PYD ile ilişkileri var ve aslen Arap olan biri oradaki idarenin başkanıdır. Aynı şekilde Şemera aşiretinden Ahmed Cerba adında biri ENKS ile beraber siyasi bir güç oluşturmuş. Dêrê bölgesindeki bazı Araplar rejimi destekliyorlar. Bunlar dışında Suudi de bazı Araplara para yardımı yapıyor. Kısacası Arapların durumu bu ve onlar şu an ne rejimi destekliyorlar ne de Kürdleri fakat silah ve adamlarıyla Kürdlerle birlikte savaşan Araplar da var fakat o kadar çok değil.

“ABD ve Avrupa Kürdlerin çıkarlarına göre hareket etmiyor”

- ENKS ile PYD/PKK arasındaki görüşmelerin içeriği nedir ve görüşmeler şu an hangi aşamada? Ayrıca bugüne kadar yapılan görüşmeler de neden bir uzlaşı çıkmadı?

Başta da belirtiğimiz gibi PYD silahlı bir gücü var ve dışardan destekleniyor. Aynı şekilde Suriye rejimi de İran tarafından destekleniyor ve hatta bir zamanlar Irak’taki Maliki hükümeti bile rejime destek veriyordu. İster PYD, YPG ister ENKS olsun bence barış içinde yaşamalıyız. Çünkü bu süreçte zarar gören zavallı halkımızdır. Devrimden bir yıl sonra PYD ve ENKS arasında Erbil’de bir anlaşma gerçekleşti. Bu anlaşma Başkan Mesut Barzani’nin girişimleri ile gerçekleşti. Anlaşmanın mürekkebi kurumadan, anlaşmanın birkaç meseleden dolayı bozulduğunu açıkladılar. İkinci sefer yine Erbil’de bir görüşme gerçekleşti ve yine sonuç alınamadı. Üçüncü sefer Duhok’ta başka bir görüşme gerçekleşti ve yine sonuçsuz kaldı. Aradan bir müddet geçtikten sonra dördüncü görüşme Kürdistan ve Suriye dışında Fransa’da gerçekleşti ve 6 ay sürdü. ENKS ve PYD temsilcileri görüşmelere katılıyordular ve bu görüşmenin gizli kalınması isteniyordu. Ondan da bir sonuç çıkmadı. Hatta ABD ve İngiltere bile o görüşmelere destek veriyordu. Fakat emin olun ABD ve Avrupa Kürdlerin çıkarlarına göre hareket etmiyor.

2017 referandumunda bağımsız bir Kürdistan kurulmak istendi. 24 saat içerisinde ABD, Güney Kürdistan’a desteğini kesti. Haşdi Şabi Şengal ve Kerkük yakınlarına kadar geldi. Şu anda ABD’nin gölgesi altında Fransa’da gerçekleşen görüşmelere yönelmişiz ve oradan olumlu bir sonucun çıkıp çıkmayacağına bakıyoruz. Fakat daha önce de belirtiğim gibi bence bir neticeye varılamayacak. Yapılan görüşmelerde siyasi noktada; komşu ülkelere, rejime ve muhaliflere bakış açısı konusunda bir anlaşma gerçekleşti. Fakat önemli konuları sona bıraktılar. Bunlardan biri ekonomik güç diğeri ise askeri güçtür, bunu sona bıraktılar. Şu anda ENKS’nin de Güney Kürdistan’da Pêşmergeyên Roj adında silahlı güçleri vardır. Bazıları Pêşmergenin gruplar halinde PYD’ye katılmasını kabul etmiyor ve diyorlar ki ‘Bunlar gelip tek tek PYD’ye katılmaları lazım.’ Kısacası iki gücün birleşmesini kabul etmiyorlar.

“PYD 14 yaşındaki gençleri bile askere alıyor”

PYD’nin kontrolündeki bölgelerdeki ekonomik ve eğitim konusuna değinecek olursak şunları diyebilirim; onlar Abdullah Öcalan felsefesini okullarda öğretmek istiyorlar. Şu anda Kamışlı da iki çeşit okul var. Biri rejimin diğeri ise Abdullah Öcalan felsefesi ile ders veren okuldur. Diğer bölgelerde ise halk çocuklarını rejimin okullarına gönderiyor. Halep ve Lazkiye’ye göndermişler. Kimseyi Kobani’de bırakmamışlar. Burada eğitimini tamamlayanlara uluslararası denklik verilmiyor. Diğer bir konu ise PYD 14 yaşındaki gençleri bile askere alıyor. ENKS de bunun kaldırılmasını istedi.

Diğer bir konu ise PYD’nin PKK ile olan ilişkisi. Kürdistan’ın diğer parçalarında bulunan Kürdlere saygımız vardır ve onlar bizim kardeşimizdir. Birbirimizle ilişkilerimizin olması gerekiyor. Saygı çerçevesinde birbirimizle istişare edebiliriz. Fakat senin bana söz dayatmanı kabul etmem. ENKS, PYD’nin PKK ile olan ilişkisini kesmesini istiyor. Fakat bunu da yapmadılar. Bunlardan dolayı bence görüşmelerin bir sonucu olmayacaktır. Amerika ise seçim gibi bazı şeyleri bahane ederek görüşmelerdeki özel temsilcilerini geri çağırdı. Malumunuz olduğu üzere, ABD’nin uzun vadeli planları vardır. Bence bu önemli konular hakkında uzlaşı olmayacak.

“PYD DAİŞ’lileri gruplar halinde serbest bırakıyor, ama kendileri tarafından kaçırılan Kürd siyasetçilerini Rejime teslim ediyor, elinde olanları bırakmıyor”

-PYD/PKK tarafından kaçırılan ENKS üyeleri ve diğer Kürd siyasetçilerin akıbeti nedir? PYD/PKK ENKS üyeleri ve diğer Kürd siyasetçilerini neden bırakmıyor?

PYD, onlar tarafından tutuklanan tutuklular arasında ENKS’lilerin olmadığını söylüyor. ENKS’nin bazı yöneticileri ya kayıp ya ölü ya da ya başına ne geldiği bilinmiyor. ENKS’nin çatısı altında faaliyet gösteren ve önemli bir parti olan Suriye Kürdleri Birliği’nin bazı adamları PYD tarafından tutuklanmış. Bence PYD bunun ortaya çıkmasını istemiyor. Bu kaçırılan veya tutuklanan Kürdler sivildiler, PYD-YGP ve Beşar rejimine karşı ellerine silah alan kişiler değildiler ve 2011’den beri kayıplar ve onlardan haber alınamıyor. Sürece baktığımız zaman DAİŞ hem Kürdlere saldırdı hem de PYD’ye ve iki taraftan da birçok kişiyi öldürdü. Bugün biz bazı yaşananlara baktığımız zaman görüyoruz ki PYD onları yani DAİŞ’lileri gruplar halinde serbest bırakıyorlar. Belki de PYD, siyaset gereği El-Hol kampını boşaltmak istiyor. Belki de Amerika, Avrupa ve hatta Türkiye’ye DAİŞ’in tekrar örgütlenmeye çalıştığını göstermek istiyor. Belki de Amerika ve Avrupa onların bırakılmalarını istiyor. Edinilen bilgilere göre kimse El-Hol kampına yardımda da bulunmuyor. Bu kampta kalan kişilerin giderleri ve ihtiyaçları için para, yemek, doktor ve benzeri yardımlar gerekiyor. Ama kimse yardım etmiyor. Ama asıl konumuza dönecek olursak kısacası PYD, Kürdlerin kendileri tarafından tutuklandığının ortaya çıkmasını istemiyor.

“Kürdler petrol gelirlerinden bir fayda görmüyor”

-PKK’nin kontrolündeki petrol kuyularından çıkan petrol kime satılıyor ve bu petrolün geliri nereye gidiyor ve kimin için harcanıyor?

Kürd bölgeleri dışında Rakka ve Dêrê gibi bazı Arap bölgelerindeki petrol kuyuları da onların kontrolünde. Bu var olan kuyuların hepsi HSD ve PYD kontrolündedir. Kürdler bu petrol gelirlerinden bir fayda görmüyor, petrol kuyularından faydalanan PYD’dir. O bölgeler 2012’den beri PYD’nin kontrolündedir ve kimse o paralar ve petrolün nereye gittiğini bilmiyor. Kürd bölgelerinde kış geldiğinde mazot olmadığı için halk tahta ve ağaçlarla ısınmaya çalışıyor. Hatta Amerika yasaklanmayana kadar son ana kadar rejim tarafına çok sayıda petrol tankeri bu bölgelerden gidiyordu. ABD sadece petrolün bulunduğu bölgelerde varlığını sürdürüyor ve diğer bölgelerle uğraşmıyor. Suriye’nin ekonomisi Fırat’ın doğusuna yani Cezire bölgesine dayalıdır. Petrol, arpa, buğday ve pamuk hepsi orada. O petroller belki de Kürdistan bölgesi üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya aktarılıyor. Bu söylediklerimizden faydalanan ve kazanç sağlayan sadece ve sadece PYD’dir ve bunların Kürd halkına hiçbir faydası yoktur.

“Halkın hepsi PKK/PYD’li veya DAİŞ’li değil, bu nedenle oradaki Kürdlere zulmediliyor”

-“Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı” ile yapılan harekatlar neticesinde Türkiye’nin kontrolüne geçen bölgelerinde son durumu nedir? Halk yaşanan gelişmelerden razı mı?

Afrin bölgesinde ÖSO sadece isim olarak vardır, karar ve kontrol Türkiye’nin elindedir. Afrin, Tel Abyad ve Resulayn de ÖSO vardır fakat son karar Türkiye devletinin elindedir. Türkiye askerleri de istihbaratı da orada bulunuyor. Bence ÖSO, Türkiye hükümeti ile istişare etmeden bir şey yapamaz. Örneğin Afrin bölgesinde Hatay Valisi karar veriyor. Orada yaşayan halk yaşananlarda razı değil. Gutadan biri gelip halkın zeytin ağacını kesiyor, başka birisi kalkıp kendisinin olmayan oranın yerlisi olan birinin toprağına el koyuyor. Kimse bunu kabul edemez ve buna razı olmaz. Özgür Suriye Ordusunun olduğu bölgeler de eğer birinin zengin olduğunu bilseler onu tutukluyorlar ve fidye istiyorlar. Bence Afrin bölgesinde halk halinden memnun değil. Eğer biri PKK-YPG’li ise, terörist ise Türkiye hükümetinden onun tutuklanması talep ediliyor ama kimse başka birinin gelip oranın yerlilerinin toprak ve ağaçlarına el konulmasını istemiyor. Bu üç bölgede, Fırat’ın doğusunda ve diğer bölgeler de halkın hepsi PKK/PYD’li veya DAİŞ’li değildir. Halk oraları ellerinde bulunduranlara göre hareket ediyor. Kobani veya Kamışlı’da PYD’nin izni olmadan hiçbir iş yapamazsın. Ticaret yapan biri, onların izni olmadan o bölgelerde mallarını satamıyor. Yani bütün işlerin anahtarları onların elindedir. Herkesin PYD ve PKK’li olduğunu söylemek de makul bir şey değildir. Herkese PYD ve PKK’li gözüyle bakıldığı için oradaki Kürdlere zulmediliyor. Halkta bu durumdan dolayı rahatsız ve bundan razı değildir.

“Parası ve imkânı olanlar Avrupa ve Türkiye’ye kaçıyor”

-PYD’nin kontrolündeki bölgelerden binlerce Kürd, kendi topraklarından göç etti ve göçmen oldular. PYD’nin hakim olduğu bölgelerde asayiş, güvenlik ve huzur konusunda halkın tepkisi nedir? O bölgelerden PYD/PKK’den dolayı göç eden Kürdler geri döndü mü?

Oralarda kontrolün tamamı PYD’nin elindedir. ENKS ile görüşmeler başlamadan önce, ENKS’nin oralardaki ofisleri kapatıldı veya yakıldı. Amûdê ve Dirbêsîyê gibi yerlerde ENKS’liler öldürüldü. Kamışlıda PDK-S ve Yekitî’nin binaları yakıldı. Bugün oralarda bütün kontrol YPG-PYD’nin elindedir. Onlara göre ya oradan çıkacaksın ve başka yerlere gideceksin ya da onlara tabi olacaksın. Orada yaşayanlar da çaresiz ve gidip sığınacakları başka bir yerde yok. Halk rejim tarafına gidemez, Kürd olduğun için Arapların tarafına gidemez, aynı şekilde Güney Kürdistan’a da gidemez çünkü sınırların hepsi kapalı. Kuzeye gitmek istese o da olmaz. Hatta bazı yaşlılar diyorlar ki ‘Eğer biz ölürsek bizi gömecek Kürd genci bölgemiz de kalmamış.’ Parası ve imkânı olanlar oralardan çıkıp Avrupa ve Türkiye’ye gidiyor. Hatta kaçak yollarla Türkiye’ye geliyorlar. Kaçak yolların geçişin maliyeti de yüksektir. Eğer halktan biri bu duruma tepki gösterirse tutuklanıyor. Bundan dolayı kimse sesini çıkaramıyor.

Onların yani PYD’lilerin siyasetlerinden bir tanesi de o Kürd bölgelerini boşaltmalarıdır. Afrin devrimden önce rejimin elindeyken yüzde 96’sı Kürd idi. O yüzden 4 ise bölgede bulunan birkaç Arap köyüydü. Devrimden sonra bölgenin hepsi PYD’nin eline geçince sadece yüzde 54’ü Kürd kaldı. Şu anda ise nufüsun sadece yüzde 50’si Kürd ve nufüsun kalanı ise Arap. PYD Kürd bölgelerini boşaltmak istiyor. Ben bir Kobanili olarak oraya gitsem belki halkımın çoğunu tanıyamam, oraya gelip yerleşenlerin birçoğu başka yerlerden gelmiş. Ayını şekilde Kamışlıda öyle. Kürdler onlardan razı olmadıkları için oralardan ayrılıyor ve başka yerlere göç edip yerleşiyorlar.

“Amerika düşünüldüğü gibi Kürdleri savunmuyor, bölgede sadece kendi menfaatini düşünüyor”

-Suriye Kürdistan’ın da geçen yıldan bu yana bölgede ne gibi değişlikler oldu?

PYD’nin ENKS ile ilişkileri olmuş ve görüşme yapmışlar. Yapılan görüşme neticesinde Kürd bölgelerinde ENKS’nin ofislerinin açılmasına izin verildi. Tutuklular halen onların hapishanelerinde ve serbest bırakılmamış. Çocuklarımız halen okullara gidip Abdullah Öcalan felsefesini okuyorlar. Rusya ve İran Beşar Esad’a güçlü bir şekilde destek verdikleri için eskiden ÖSO’nun elinde olan bölgeler rejimin eline geçiyor. Savaştan önce 120’ye yakın devlet Suriye ile dost olduklarını dile getiriyordu fakat savaş başladığında bu devletler Suriye halkını desteklemediler. Bu devletler Suriye’deki konsolosluklarını daha önce kapatmıştılar ama tekrar açtılar. Artık Suriyelilerin bazıları devrimin adını bile duymak istemiyor. Düştükleri halden yakınıyorlar ve yaşananlardan dolayı Türkiye ve Avrupa’ya kadar gittiklerini söylüyorlar.

Arap bölgelerinde rejim M4 ve M5 yollarını kontrol etmek istiyordu ve yaptı. Amerika da düşünüldüğü gibi Kürdleri savunmuyor, bölgede sadece kendi menfaatini düşünüyor.

“Kürd bölgesinde Coronavirus vakaları çoktur, hastane ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor”

-Suriye Kürdistan’ındaki Coronavirus vaka sayısı durumu nedir? Hastalananlar tedavi edilebiliyorlar mı?

Geri dönenler çok az. Parmakla sayılacak kadar azdır. Belki de bazıları ziyarete amaçlı ülkeyi terk ettiler ama geri dönemiyorlar. Malumunuz Coronavirus yayılmış durumda. Belki de bazıları gitmek istiyorlar ama Coronavirus korkusundan gidemiyorlar. Şu anda Fırat’ın doğusunda, Kürd bölgesinde Coronavirus vakaları çoktur. Bildiğiniz üzere oralarda tıbbi imkân az, hatta orada tıbbi aletler olmadığı halde halka yardım eden doktorlar da var, ellerinden geleni yapıyorlar. Oralarda hastane ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Yine de ellerinden geleni yapıyorlar. İmkânı olanlar Avrupa’ya gidiyor. Fırat’ın doğusunda bulunan idareye yakın olan ve tanınan biri Olam Kurdo adında bir doktor kaç gün önce Coronavirus vakalarının çok olduğunu açıkladı ve hastanelerinin dolduğunu söyledi. Hastalarının bazıları ev kalıyor. Kobani de 100 bin kişi varsa orada, ortalama 3 bin vaka tespit edildi. Test kitler çok azdır, hatta bazen bulunamıyor. Belki de Fırat’ın doğusunda sadece 5 test aleti vardır, sadece bunlarla ne yapılabilir ki? Bu durumdan dolayı Avrupa’nın sivil kuruluşlarından yardım istediler. Oradaki bazı tanınmış doktorlar ellerinden geleni yapıyorlar.

“Türkiye ENKS’nin PYD ile ilişki kurmasını istemiyor”

-Türkiye’nin ENKS ve PYD arasında başlayan görüşmelere karşı tutumu nedir?

Görüşmelerin başında Türkiye sesini çıkarmadı. Bir seviyeden sonra artık Türkiye yapılan görüşmeleri kabul etmedi ve ENKS’nin PYD ile ilişkisinin olmasını istemedi. Çünkü Türkiye PYD’yi PKK’nin uzantısı olarak görüyor. PYD’nin PKK ile ilişkisi olduğu müddetçe Türkiye bu duruma razı olmayacak. HSD’nin (Demokratik Suriye Kuvvetleri) bazı yetkilileri Türkiye ile ilişki kurmak istediklerini söyledi. Bunlardan biri de İlham Ahmed idi. Fakat Türkiye bunu kabul etmiyor, çünkü Türkiye’ye göre böyle bir ilişkinin PKK ile ilişki kurma anlamına geliyor. Çünkü PYD için PKK’nin yetkilileri de var. Bence Türkiye’de ENKS’nin gibi PYD, PKK ile ilişkisini kesmediği sürece onlarla görüşmeyecektir. İstanbul’da bulunan Suriye muhalifleri ENKS de onlar arasındadır. ENKS’nin PYD ile ilişki kurmasını istemiyor.(İLKHA)

Anahtar Kelimeler:
Türkiye'de Covid-19'a karşı geliştirilen ilk aşı gönüllülere yapıldıÖnceki Haber

Türkiye'de Covid-19'a karşı geliştirilen...

Mardin Umut Kervanı ekim ayında yüzlerce aileye yardım ulaştırdıSonraki Haber

Mardin Umut Kervanı ekim ayında yüzlerce...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar